Lens

Lensler kırk yıldır uygulanan ve gözlük kullanması gerekenlere iyi bir alternatif olan bir yöntemdir ve çok da gelişmiştir. Lenslerde yaşanan enfeksiyonlar azalmıştır. Ozellikle numarası yüksek olan miyoplarda, katarakt ameliyatı geçiren kişileıde ve sporcularda yararlı olmaktadır. Lensler gözun hemen önünde olduğu için herşey çok net ve doğal büyuklüğünde görülmektedir. Oysa miyop gözlükte nesneler doğal büyüklüğtınden daha küçük görülür. Ama lenslerin olumsuzluğu direk gözle ilişkili olmasındandır. Kullanımında ve temizliğinde enfeksiyon riski nedeniyle özen gösterilmesi gerekmektedir. Bu nedenle lens kullanacakların hekime sorular sorarak bilgilenmesi zorunludur. Ayrıca lens kullananlar altı ayda bir doktor kontrolünden geçmelidir.

Lens Kullanırken Dikkat Edilecek Hususlar

1- Asla sağ ve sol göztm lensleri birbirine karıştırılmamalıdır.
2- Geceleri lensler çıkarılmalıdır. Doktorun önerdiği programa uyulmalıdır.
3- Lenslere dokunnıadan önce mutlaka eller yı- kanarak lif bırakmayan bir peçeteyle kurulanmalıdır.
4- Gözdeki lensi aramak için üzerinde parmak dolaştırılmamalıdır. Parmakda mikrop olabilir veya bu hareket lensi yıpratabilir.
5- Lensi takarken veya çıkarırken elleriniz ve tırnaklarımz temiz olmalıdır. Lensin en büyük düşmanı uzun tırnaklardır.
6- Sadece el ve tırnaklaı-ın temizliği yeterli değildir. Göz ile temas eden her materyalin temiz olması gerekir.
7- Lensi taktıktan sonra gözde çıkarma, yaşarma veya şişme varsa, göz ile lens arasına yabancı bir madde girmiş demektir. Lens çıkarılarak gözler temizlenmelidir.
8- Lens kutuları günlük bakımda kullanılan steril solüsyon ile düzenli olarak yıkayıp temizlenerek açık havada kurutulmahdır.
9- Lensleri çalkalamak için hiçbir zaman musluk suyu kullanmayınız. Çünkü musluk suyu steril değildir. Kalsiyum, demir gibi eriyik tuzlar içerir. Eriyik tuzlar lens üzerinde çökelti yapabilir.
10- Lens kullanılmadığı zaman koruyucu solüsyon içinde tutulmalıdır. Solüsyon seçerken mutlaka göz doktorunun tavsiyesine uyulmalıdır.

Maden Suyu

Madensuyu, çözünmüş halde mineral ve gaz içeren kaynak sularına denir. Hiçbirinin bileşimi diğerine tam olarak benzemeyen çeşitli sıcaklıktaki madensularının bazıları radyoaktiftir. Çeşitli hastalıkların tedavisine yardımcı olmak amacıyla yararlanılan bu şifalı sular, içme suyu olarak da kullamlır.
Sıcak madensuları genellikle banyo ktırleri yapmak amacıyla, soğuk madensuları da şişelendikten sonra sofra tuzu olarak ya da içme kürlerinde kullamhr. Soğutulan bazı sıcak madensularından içme kürlerinde de yararlanılır. Yapılan çözümlemeler, bu yer altı sularının kaynarca ile kullanım yeri arasında bileşim değişikliğine uğradığım göstermiştir. Bu nedenle boruların, depolarm, muslukların, havuzların, şişe ve şişe kapaklarının, madensuyunun bileşimini bozmayacak maddelerden yapılması gerekmektedir.
Madensuları kimyasal bileşenlerine göre şöyle sınıflandırılır.
1- Banyo ve içme kürleri için kullanılabilen, kan ve idrar bileşimleri ile metabolizma üzerinde olumlu etkisi görülen bikarbonatlı sular.
2- Banyo ve içme kürleri için kullanılan, romatizma, metabolizma ile özellikle karaciğer ve böbrek üzerinde olumlu etkisi görülen, acı sular olarak da bilinen sulfatlı sular.
3- Içildiğinde müshil etkisi gösteren, banyo kürlerinde de kullanılabilen, metabolizma, kemik hastalıkları, kaynaması geciken kırıklar, kronik yangılı kadın hastalıklarına iyi gelen tuzlu sular.
4- Karışık sular.
5- Kronik yangılı akciğer, romatizma hastalıkları ile metabolizma ve nefrit hastalıkları üzerinde olumlu etkisi görülen kükürtlü sular.
6- Banyo ve içme kürlerinde kullamidığında cilt, kan dolaşımı, kalp, solunum sistemi ve metabolizma üzerinde olumlu etkisi görülen karbon dioksitli sular.
7- Anemilerde yararlı olan demirli sular.
8- Güçlendirici ve tiroid bezi üzerinde olumlu etkisi olduğu sanılan arsenikli sular.
9- Damar sertliği, romatizma, üst solunum yoiları, kemik ve kadın hastalıklarının tedavisinde kullanılması önerilen iyotlu sular.
10- Güçlendirici olduğu ileri sürülen ve metabolizmamn çalışmasını hızlandıran radyoaktif sular.
Madensularımn bu hastalıklara ne ölçüde tedavi edici etkide bulunduğuna dair bilimsel bir açıklama yapılamamaktadır.
Sıcaklığı 10 ile 99 derece arasında değişen bu madensularından hemen tümünün kaynarcasında ya da yakınında, bu şifalı sulardan yararlanmak isteyenlere hizmet veren tesisler mevcuttur.
Şişelenerek satılan sofra sularına da madensuyu denilmektedir.

Magnezyum EksikliÄŸi

Magnezyum eksikliği, vucutta karbonhidrat ve kalsiyum metabolizmasında yer alan magnezyumun yeterli miktarda alınamaması sonucunda ortaya çıkan bozukluklara denilir.
Vücuttaki magnezyumım yaklaşık dörtte üçü kemiklerde ve diş minesinde kalsiyıımla birleşmiş durumda, geriye kalam da yumuşak dokularda ve vücut sıvılarında bulunur. Çeşitli fızyolojik mekanizmalarda katalizleyici olarak yer aldığı düşünülür, ama özgün işlevi belirsizdir. Vücut sıvılarında artı yuklü iyonlar halinde bulunan magnezyum besinler ve başka maddelerin hücre içinde parçalanmasında rol oynar. Kas ve sinirlerin uyarılmasında da önem taşımaktadır.
Kronik böbrek hastalıklarında, şeker hastalığı gibi durumlarda artaya çıkan asidozlarda magnezyum eksikliği görülebilir. Başlıca belirtileri halsizlik, baş dönmesi, karında gerginlik ve çırpınma nöbetleridir.
Magnezyum kaynağı besinler ise tahıllar, baklagiller, kuruyemişler, et, süt ve süt ürünleridir.

Kışa Hazırlık

Isı nerelerden kaçar ve nasıl durdurulur.
Sıcaklığın %80’i duvarlardan, yerlerden, çatıdan ve pencere kenarından çıkmaktadır. Sokağı ısıtmak için para harcamak istemediğinize göre bazı önlemler almak gerekmektedir.
Perdelerinizi çekili tutunuz. Eğer bir kat ince perdenizi sürekli kapalı tutarsanız, iki kat tasarruf etmiş olursunuz. Bu arada perdeleriniz ısıtıcının önünü kapatmamalıdır. Aksi takdirde ısı perde ile cam arasında kalarak kayba neden olur. Bu olayı kullanmadığımz odalar için uygulayabilirsiniz.
Eğer odamzın ısısı yeterli seviyeye ulaşmış ise ısıyı aynı derecede tutmayıp birkaç derece düşürebilirsimz. Bu yakıt faturamzın %5 oranında düşmesi demektir. Yaşlıların ve çocukların daha fazla ısıya ihtiyaçları Olduğu unutulmamalıdır.
Kullanmadığımz odaları ısıtmaya çalışmayımz ve mümkünse kapıları kapalı tutunuz.
Pencereleri sürekli kapalı tutunuz. Eğer sıcaktan ve havasızlıktan şikfıyetiniz varsa pencere açmak yerine ısıtıcımzı kısabilir ve aspiratörünuzu çalıştırabilirsiniz.
Evinizin içindeki sıcak hava, dışarıdaki soğuk hava ile sürekli olarak yer değiştirir. Isının sızması pencere ve kapılardaki delik ve çatlaklar aracılığı ile olur. Evinizin içindeki ısının yaklaşık yüzde 80’i duvarlara, yerlere, çatıya ve pencerelere doğru yayılır ve buralardan kayba uğrar.
Evinizin içerisindeki ısı dışarıdan daha fazla olduğu zaman bu ısı duvarlarımzdaki çatlaklardan, çatıdan, yerlerden ve pencere çeperlerinden çıkmaktadır. İzolasyon çözümdür. Diğer ısı kaybına neden olan yerler ise kapı ve pencere kenarlarındaki çatlaklardır.

Mantar Zehirlenmesi

Zehirli mantarların yenmesinden ileri gelen ve kimi zaman ölümle sonuçlanan zehirlenmelere mantar zehirlenmesi denilir.
Zehirli mantarların yenmesinden kısa süre sonra bulantı, kusma, ishal, tükürük salgısında artma, terleme, gözlerde sulanma, soluma güçlüğü ve yavaşlaması, göz bebeklerinde genişleme, zihin bulamklığı ve dış uyarılara aşırı tepki gibi belirtiler görülür. Mantarın yenmesinden 6-12 saat sonra şiddetli karın ağrısı, kusma ve kanlı ishalle birlikte hızla sıvı kaybı ve güçlü susama ihtiyacı ortaya çıkar. Ayrıca karaciğer, böbrekler ve merkez sinir sistemini ağır biçimde etkilemesinden ötürü idrar miktarında ve kandaki şeker düzeyinde azalma görülür. Hasta komaya girer. Zehirlenme olaylarının yüzde 50’si ölümle sonuçlamr.

Kızamıkçık

Dönem dönem salgınlara neden olan virüs kökenli döküntülü enfeksiyon hastalığının bir türü de kizamıkçıktır. Kuluçka devresi kızamıktan daha uzundur. Ender olarak komplikasyonlara neden olur. Virüsün hastalık yapma gücü kızamıkcık virüsünkine oranla çok düşük olduğundan bulaşması için hastayla doğrudan karşılaşılması gerekir. Bebeklerde de görülen kızamıkçık daha çok büyük çocuklarda ve erişkinlerde görülür. Bir kez geçirilmekle hayat boyu bağışıklık kazanılır. Hamilelerde kızamıkçık, doğacak bebek için büyük tehlike oluşturmaktadır.

Menopoz

Menopoz, kadınlarda adetlerin kesilmesi ile başlayan dönemdir. Menopoz öncesi dönemde yumurtalıkların fonksiyorıu yavaşlayarak yumurtlama düzensizleşir ve yumurtaliklardan daha az östrojen (kadınlık hormonu) salımr. Bu değişiklik sadece üreme organlarım değil tüm vücudu etkiler.
Aylık adetler vücudu gebeliğe hazırlayan karmaşık fonksiyoııların sonucudur. Beyin ve yumurtalıklar birlikte hareket ederek salgıladıkları hormonlar ile yumurta gelişimini sağlar. Bu hormonlar aynı zamanda yumurtlamaya, yani yumurtamn içinde geliştiği folikülden (keseden) sahnımına neden olur. Bu hormonların etkisi ile gebeliğe hazırlanan ve kalınlaşan rahmin iç tabakası, gebelik oluşmadığında adet kanaması olarak döküllır. Yaş ilerledikçe yumurtalıklarda yaşlamr. 40 yaş civarında yumurtalıklar beyinden gelen hormonal sinyallere daha az cevap verir ve daha az östrojen salgılar. Adetler düzensizleşir ve menopoz öncesindeki bu dönemde östrojen seviyesi hızlı bir düşüş gösterir. Sonunda yumurtalıklardan yumurta gelişimi ve östrojen üretiminin durması ile adetler kesilir ve menopoz başlar. Menopoz başladığı zaman artık gebelik mümkün değildir.
Ortalama menopoz yaşı 51’dir ve çoğunlukla 42- 56 yaşları arasmda gerçekleşmektedir. Eğer yumurtalıklar herhangi bir nedenden dolayı alımrlarsa menopoz başlar. Menopozdan sonra da östrojen seviyesi 10-15 yıl boyımca düşmeye devam eder.
Östrojen vücutta bir çok organ sistemini etkileyen bir hormondur. Menopozda östrojen üretiminin azalmasına bağlı olarak vücudunuzda bir çok değişiklik meydana gelir. Bu da çeşitli yakınmalara neden olur. Bununla birlikte uygun östrojen tamamlama tedavisi ile yakınmalarm çoğu engellenebilir. Menopoza bağlı sık görülen yalunmalar şunlardır:
1- Cilt ve vajendeki değişiklikler. Menopozda östrojen tedavisi uygulanmazsa cildin elastikiyeti bozulur. Ostrojen eksikliği vaginal kuruluğuna yol açar. Bu da cinsel aktiviteyi zorlaştırır. Vaginal kuruluk olan kadınlarda cinsel ilişki sırasında kanamalar olabilir. Mesane ve tiretra (idrar kanalı ağzı) östrojen azlığından etkilenerek, sık enfeksiyon ve idrar kaçırmaya neden olabilir.
2- Sıcak basmaları. Sıcak basması kendini, baş, boyun ve göğüs cildinin kızarmasıyla belli eder. Bazen çarpıntı ve terleme bunu takip eder. Hergün birkaç kez görülebilen bu yakınmalar birkaç dakika sürer. Çoğunlukla gece görülen bu yakınmalar, uykusuzluğa neden olur. Bu durum gün boyunca huzursuzluk oluşturabilir. Çoğunlukla bir yıldan fazla süren sıcak basmaları beş yıldan fazla sürmez. Ostrojen tamamlama tedavisi ile bu sorunlardan tamamen kurtulmak mümkündür.
Bir çok kadm menopozda panik hali, depresyon, huzursuzluk, yorgunluk, unutkanlık ve uykusuzlukla karşılaşabilir. Araştırmalar östrojen alan kadınlarda bu bulgulara daha az rastlandığını göstermektedir.
3- Kalp hastalıkları. Menopozdan sonra kalp hastalığı riski artmaktadır. Bunun en önemli nedeni azalnıış östrojene bağlı kolestrol (özellikle düşük ağırlıklı kolestrol) seviyesinin yükselmesidir. Düşük ağırlıklı kolestrol kalp hastalıkları ile ilgilidir. Kan damarlarında yağ plakları oluşturarak tıkanıklıklara neden olur. Ostrojen tamamlama tedavisi bunu ortadan kaldırarak damar tıkanıklıklarım önler ve menopozda kalp hastalığı görülme riskini %50 azaltır. Bunun yamsıra kalp hastalığı için diğer risk faktörleri de araştırılmalıdır. Aile üyelerinde kalp hastalığı olması, sigara, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol, şişmanlık, aşırı alkol tüketimi ve stres, kalp hastalığı riskini artırır.
Kalp hastalığından korunmak için bazı öneriler:
a) Tansiyonunuzu düzenli olarak ölçtürünüz.
b) Sigara içmeyiniz.
e) Kolestrol ve doymuş yağlar içeren gıdalardan uzak durunuz.
d) Kilonuza dikkat ediniz. e) Düzenli egzersiz yapımz. t’) Düzenli sağlık kontrolü yaptırımz.

Hastalıkları

Meslek hastalıkları, belirli bir meslek veya sanayi kolunda çalışanlarda, işin niteliğinden ya da çalışma koşullarından dolayı, bedensel veya ruhsal bütünlüğün bozulmasıyla ortaya çıkan hastalıklardır.
20. yüzyılda üretim yöntemlerindeki yenilikler, toksik hammadde ve kimyasal bileşiklerin kullamlmaya başlaması meslek sağlığı sorunlarını artırmıştır. Bunun yanı sıra radyoaktivite gibi daha önce bilinmeyen tehlikeler, boya, plastik, tarım ilaçları ve yapı malzemeleri üretiminde kullanılan kimyasal bileşikler, X ışınları, morötesi ve kızılötesi ışınlar ile mikrodalgalar da çalışanların sağlığını tehdit etmektedir.
Yapılan araştırmalarda birçok kanser türünün çalışma sırasında maruz kalınan çeşitli etkenlerle ilgili olduğu görülmüştür. Arıilin boyalarla ça
lışarılarda idrar kesesi kanseri, kadyumlu ışıldayan kadranları boyayanlarda kemik kanseri, krom bileşikleri, radyoaktif cevherler, asbest, arsenik ve demir soluyanlarda akciğer kanseri, kömür, sanayi yağları, şeyi, linyit ve petrol urünlerine maruz kalanlarda deri kanseri, benzinle çalışanlarda, radyum ve X ışınlarıyla karşılaşardarda deri kanseri ve lösemi daha sık görülmektedir.
İşyerinin aşırı sıcak veya soğuk olması, gürültü, makinelerden kaynaklanan titreşimler gibi özel fıziksel koşulların belirli hastalıkları veya kronik sağlık sorunlarını daha da artırdığı kabul edilmektedir. Bunlardan başka iş nedeniyle ortaya çıkan duygusal sorunlar, ruhsal gerginlik ve bunun neden olduğu fiziksel sonuçlar da meslek hastalığıdır.

Kızamık

Genellikle iki-dört yılda bir salgınlara neden olan ve sıklıkla çocuklarda görülen virüs kökenli döküntülü enfeksiyon hastalığı kızamıktır.
Kız amık geçirmiş annenin çocuğunda doğumdan sonraki iki dört-beş ay boyunca hastalığa karşı bağışıklık vardır, bir kez geçirildiğinde hayat boyu bağışıklık kaz amlır.
Kızamık son derece bulaşıcıdır. Hastayla karşılaşma bile hastalığın bulaşmasına neden olur. Bulaşma olasılığı döküntüler ortaya çıkmadan hemen önce yüksek düzeydedir, döküntüler solarken azalır. Hastalık, herhangi bir komplikasyona yol açmazsa ölüm tehlikesi hiç yoktur. Kızamık geçiren bireyin vücuduna genellikle solunum yollarından giren bakteriler akciğer enfeksiyonuna yol açabilir. -
Hastalığın kuluçka devresi yaklaşık 10 gündür, daha sonra ateş, gözlerde sulanma ve kızarma, burun akıntısı, burun ve boğaz mukozalarında kızarma ve şişme ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler hastalığın basit bir soğuk görülmeden 24-36 saat önce yanak mukozasında yaklaşık 0,75 mm çaplı, parlak kırmızı bir alanla çevrili mavimsi-beyaz Koplik lekeleri belirir. Döküntülerin ortaya çıkmasıyla birlikte ateş de yükselmiş olabilir. Bir iki gün sonra döküntü koyu kırmızı bir renk alır ve zamanla solar. Bu arada ateş hızla düşer, diğer belirtiler de kaybolur.